Tarihi ve özgeçmişini henüz bilemediğimiz, ancak büyüklerimiz tarafından sıkça anlatılanlar günümüze kadar gelenleri kaleme aldığımızda genç nesil’e gerçek tarihi ve özgeçmişimizi anlatmış sayılmayız.
Bilinen o ki Türklerin ezelden beri göçer yaşadıkları, çeşitli göçerlerin bir araya gelmesiyle yerleşik düzene geçmeleri pek de kolay olmadığı rivayetlerden anlaşılmaktadır.
Orta Anadolu bozkırları diye adlandırılan Çankırı Vadisi Güneyinde bozkır bitimi olarak da kabul edilen bozkırın bitimi olan Boz tepesi ve küçük boz olarak isimlendirmiş olduğumuz tepelerimizin ise tam batısında yer alan Köyümüz aynı zamanda Kızılırmak boyu köyleri kapsamındadır.
M.Ö. 3000 yılına kadar uzanan tarihe baktığımızda M.Ö. 323 Parçalanan Büyük İskender İmparatorluğu’nun Karadeniz Bölgesi’ndeki Paflagonya Devleti’nin Başkentliğini yapan Gangra (Çankırı) ili içinde kalan köyümüz İran hükümdarı Hüsrev Perviz tarafındanzaptedilmiş, Bizanslılar tarafından ise geri alınmıştır. Uzun yıllar Bizanslılar Kızılırmak havzasında sınırlarını korumuştur.
Ermeniler birkaç kez Çankırı’yı işgale çalıştılar ise de başarılı olamamışlardır.
M.S. 1071 Malazgirt Savaşından sonra 1082 yılında Selçuklu kumandanlarından Melik Ahmet Danişment, Gazi Emir Karateki’ni görevlendirerek Çankırı’yı alması, ona kılıç hakkı olarak ise Çankırı Emirliğinin verilmesiyle Selçuklu Yönetimi başlar.
1132 yılında iç karışıklıklar nedeniyle Bizanslıların eline geçer. Kısa süre sonra Selçuklu Hükümdarı 1. Mesut Çankırı’yı geri alır.
Selçukluların son zamanlarında saray kapıkulu askerlerinden Candaroğulları Çankırı, Kastamonu, Sinop ve Çorum illerini içine alan bir beylik kurarak Kastamonu, Sinop ve Çorum illerini içine alan bir beylik kurarak Kastamonu’yu Başkent yapmışlardır.
Candar; ( Candan Asker )
Kapıkulu; ( Güvenilir kişiler ) demektir.
Daha sonra Candarlı Beyliği Sinop ve Kastamonu olmak üzere ikiye bölünüce Çankırı Kastamonu’ya bağlanmıştır.
Kayıtlardan da anlaşılacağı üzere köyümüz uzun yıllar önce Kastamonu iline bağlı olduğu görünmektedir.
1846 yılında Çankırı ile birlikte Ankara’ya bağlı olan köyümüz, 1861 yılında bu sefer Ankara ve Çankırı Yozgat iline bağlandığı kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Kesim olmamakla beraber köyümüz yerleşik düzene geçisi 450 ila 550 yıl öncesine dayanmaktadır. Osmanlıdan önceki yerleşim yerleri şimdiki köyümüz arpalıkları ve harmanlar mevki, Höyük, Divlim, Kevenli Burun gibi mevkilerde Hititler, Bizanslılar, Anadolu Selçuklularından sonra ise Osmanlı bu yörede yaşamaya başlamışlar.
Rivayetlere göre köyümüzün bilinen ilk yerleşim alanı Ağılın Dere mevkii sonra Astepe eteklerindeki Ören’e taşınmış olmaları, ilk gelenler göçerler olduğu için alışkanlıklarından bir türlü kurtulamadıkları, bir başka özellikleri ise hayvancılığın vermiş olduğu zorluklar ve sıkıntılar onları hep göçer olmaya zorladığı bu vesileyle hep daha iyi yer seçme özelliği taşıdığı için Ağılın Dereden Ören’e taşındıkları söylenir.
Köye ilk yerleşenler köyün adını önceleri Göce Viran olarak koymuşlar. Daha sonraları Göce Ören olarak değiştirmişler, son olarak da Gökçeören olarak belirlemişlerdir.
(Kaynak : Gökçeören Dayanışma Derneği Yayınları 1997Nevzat ÜNLÜ)
Gokceoren .org - .com | Ankara Ili Kalecik Ilcesi Gokceoren Koyu Tanitim SitesiGokceoren .org - .com | Ankara Ili Kalecik Ilcesi Gokceoren Koyu Tanitim Sitesi - Köyümüzü Yakından Tanıyalım